ÖTEKİ

Stanford Hapishane Deneyi, otoritenin birey davranışları üzerindeki etkisini inceleyen bir çalışma olarak başladı. Ne var ki çarpıcı sonuçları kadar etikliği ile de daha uzun yıllar tartışılacaktı. Üniversite öğrencileri arasından tercih edilen, yetmiş beş kişilik gönüllü grubu bir çok kişilik testi ve mülakattan geçti. Testlerin ardından, içlerinde en sağlıklı ve normal yirmi dört lisans öğrencisi seçildi. Denekler tutuklu ve gardiyanlar olarak rastgele ayrıldılar. Gayet sağlıklı ve normal bireyler… Görevleri ise basit görünüyordu iki hafta boyunca otoriteye sadık kalmak.

    Devamını Oku

Ne Bilmek İstediğini Biliyorum

Normandia Hitler’in ve Avrupa’nın kaderini belirleyecek tarihi bir dezenformasyona sahne oldu. Üstelik bu savaşa yeni bir oyuncu daha katılmıştı, bilgisayar Colossus. Günümüz standartlarında, adına da yakışacağı gibi hantal bir dev, kesinlikle fazlası değil. Peki ya, ilk bir kaç örnekten birisi nasıl olur da savaşın kaderinde büyük bir role soyunabilir?

   Aslına bakılırsa cevabı kablolarında veya bir kaç ampulünde de saklı değil, cevabı mühimmatında saklı. Ham bir güç, bilgi… Colossus’un direk ulaşabileceği veya müdahil olacağı bir bilgi ağı yoktu, böyle bir şey için belki de biraz daha zaman gerekliydi. Sadece şifreleri kırıp bilginin özünü keşfede biliyor. Belki biraz daha fazlası, bilgiyi şifreleyip düşman ağına bırakıla bilecek formata çeviriyordu. Düşman ağı? Standartlarımızda değildi belki ve daha çok analog bir ağ ancak hali hazırda bir iletişim ağı mevcuttu ve Colossus bu ağada dezenformasyona sebep olabiliyordu. Daha ilk bilgisayarda niyetimiz açıktı aslında, sadece bilmek değil ona hükmetmek. Ne demiştik  “Ne de olsa ilk Colossus’tan bu yana dünya çok değişti?” .

Devamını Oku

Beyler, Kesin Bilgi mi?

   6 Haziran 1944 gününün ilk saatleri… General Dwight David Eisenhower, meteorolojinin yaptığı fırtınanın hafifleyeceği tahmininden bir süre sonra, Manş’ı geçme emrini verdi. Bir meteoroloji tahminine güvenmenin doğurduğu risk ne kadar büyük olsa da,  yaklaşık 4 bin gemi ve 1 milyona yakın asker ile personelin bulunduğu dev armadayı daha fazla tutmak tam bir kabus olacaktı. Üstelik  Atlantik’te devam eden fırtının daha ne kadar süreceği de belli değildi. Aynı meteoroloji tahminini Almanlar’da aldı ancak onlar yapılacak bir saldırının, ihtimal fakat muhtemel olmayacağını düşünerek hazırda ki hiçbir birliği uyarmadılar. Üstelik Hitler’in müttefik işgaline karşı, Fransa sahilini korumakla görevlendirdiği General Erwin Johannes Eugen Rommel; fırtınadan dolayı müttefiklerin bir süre daha hareketsiz kalacağını düşünerek, izne çıkmıştı.

Devamını Oku